Parazit

Komik rakamlara aldanabilecek kadar aptal değilim, bu yüzden sahteliğini bu kadar kolay seçebiliyorum. Çektiğim cefanın sefasını sürmene göz yummam da çaresizliğimden zannetme sakın, bilakis senden edepli olmamdan. Ama herkesin olduğu gibi benim de bir dayanma sınırım var, şu an pek yakınlarında gezindiğin, ve o sınırı aştığın anda tüm hayatını tersyüz edecek kudrete de sahibim. Seni affedeceğimi zannetme sakın, sadece hatalarını kısmen de olsa telafi edebilmen için biraz daha mühlet veriyorum.

Aşık

Allah bilir hangi yüzeysel insana adadığın reklam güdülü duygularını magazin dergilerinden edinme üç kelimelik dağarcığınla gözlere sokup ne elde edebilmeyi umuyorsun bilmiyorum fakat gırtlağına basıp da o çok görmüş geçirmiş tribindeki yoz kafana giden kanı kesesim var çılgıncasına!

Yıldız

Serçe parmağım derinliğindeki zihninin aciz ürünlerinden etrafınaki şakşakçıların et bağlamış dimağlarından daha az tiksiniyor olsam da yine de sana nefretten köpürmeden bakamıyorum.

Güzel

Zaaflarımı örtbas etmek için çabalayacak değilim, ama beni ancak parlak tenin buruşmaya başlayana kadar kandırabilirsin. Gün be gün çürüyüp kokuştukça külahlarımızın nasıl yer değiştireceğini sen de benim kadar iyi biliyorsun, ama uğruna gebereceğin şefkati değil, kustuğum kanları sunacağım sana.

Yağ

Etrafındaki herkesin sınırlarını zorlayan tembelliğin yetmezmiş gibi, bir de alabildiğine yılışık, şımarık tavırlarınla öyle tiksindiriyorsun ki kendinden, seni -bir türlü kopamadığın- uykunda boğmak vicdanımı tırnak kadar zedelemezdi.

Kabuk

Bildiğin ve yapabildiğin, üstüne üstlük doğru kabullendiğin tek şey kendini parlak, süslü, aldatmaca eşyalar ve yumurta kabuğundan ince zihinli insanlarla sarmalamak iken, bir de kalkıp yaşam hakkındaki kof düşüncelerinin bir önemi varmışcasına konuşmaların yok mu!

Koku

İnsanın midesini, zihnini bulandıran şu kokun! Özgürlük zannettiğin aşağılık, fakir, zavallı yaşantının kokusu bu. Fersahlarca kokuyorsun!

Acıma

O kırış kırış gözkapaklarının arasından kanlanmış gözlerinle baktıkça bana, içimdeki son şefkat kırıntılarını da yok ediyorsun. Sana acımıyorum ve acımayacağım. Uğrumda nelerden vazgeçtiğin, ne fedakarlıklar ettiğin umrumda bile değil. Hem, bir karşılık bekliyor idiysen, buna nasıl fedakarlık denir? Sen, koca yalancı, yıllarca kuytundan kopamayayım diye beni sarmaladığın yapışkan ağları paramparça ettim ben! Düş yakamdan!